20 Mayıs 2018 Pazar

Arkadaşlık Üzerine Bir Anlatı: Panait Istrati - Mihail


Ne yapabiliriz, güzel güzel büyürken fırtınanın soyup soğana çevirdiği ağaç karşısında? Ne yapılmalı?


Panait Istrati 1884 Romanya doğumlu yazar. Gençliğini aralarında İstanbul’un da bulunduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Romain Rolland’ın “Balkanların Gorkisi” dediği Istrati tüm eserlerini Fransızca kaleme aldı. Stefan Zweig Günlükler’de de övgüyle bahseder bu üçlü buluşmalardan.
Mihail (aynı kitap Varlık Yayınları’ndan Arkadaş adıyla çıkmıştır) Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan yayımlanmış, Bertan Onaran’ın güzel Türkçesiyle de dilimize çevrilmiş.

Adrien  yoksul mahalledeki ailenin tek oğludur. Çok okuyup  aza tamah etmeyi bilen kahramanımız göçmen bir kuş gibi, alır başını gider bazen. Nereye gittiğini de kimse bilmez, çıkar gelir bir gün. Kitap okuma tutkusunun pratikte bir karşılığı yoktur.

Edebiyatı ve güzel sanatları sevmek, dünyanın güzelliklerinden yararlanmak, insanları ezenler arasına katılmamak, dolayısıyla, maddi açıdan en azla yetinmek, haksızlık etmeden, kardeşçe yaşamak, iyi bir dost bulup sevmek, çevresine elinden geldiğince iyilik etmekti önemli olan…

Adrien kendini anlayabilecek biriyle arkadaşlık etmek, bu arkadaşını annesiyle tanıştırıp annesinin de onu oğlu gibi sevmesini isteyecektir. Nedir, geçinmek için uzun saatler çalışmak zorunda kalan insanlar arasında sırıtır Adrien. Girdiği işlerde de tutunamaz. Bu işlerden anlamadığını da itiraf edecek kadar dürüsttür. Bir gün mahallenin “bitli” diye çağırdı birini izler.

Kendi payıma, tam otuz yıl, doğudan batıya, yeryüzünün dört bir köşesinde dolaştıktan, her kalıba girip çıktıktan, dünyadaki bütün halklarla düşüp kalktıktan, binlerce gölgeye saldırdıktan, binlerce kez suratımın ortalık yerine tükürüğü yedikten sonra, bula bula bir tek bu adamı buldum, ama o da dünyaya değerdi doğrusu!

Bu “bitli” üstündekilere bakılırsa yoksul ve pasaklı biridir. "Bitli", Fransızca kitap okurken Adrien’ın gözüne takılır. Adrien bu kişiyi kutsal sayar, işte tam arkadaşlık kuracağım kişi der tanışmak istediği kişinin adı Mihail’dir. Öyle kimseyle kolay kolay arkadaşlık etmeyen, bilge, farklı düşüncelere sahip olan kişi. Anadili gibi konuştuğu 3 dil olmak üzere toplamda 6 dil bilir Mihail.
Adrien çocukluktan beri beraber yaşadıkları Leana’ya tutkundur. Leana da tıpkı diğerleri gibi Adrien’ın mesleğinin olmasını ister. Çok okumanın ona ne faydası olduğunu sorar sürekli.

“…Hatta, orda, Bükreş’te dediklerine göre çok şey bilmek tehlikeymiş… İnsan okudu mu, hayallere dalarmış. Hayallerse gerçekleşmezmiş! Evet, evet, başkentte duydum bütün bunları… İşini iyi öğren, sonunda patron ol, budur işte en iyi ülkü!

Mihail zor biridir. Yabanidir, insanlara çok güvenmez. Geçimini simitçilik yaparak kazanır, bunun dışında tek dostu kitaplar ve de simit götürdüğü çocuklardır. Çocuklar ona “bitli” demezler, nasılsa öyle kabul ettikleri için çok sever çocukları.

Adrien, Leana’dan çok Mihail’den bahseder. Böyle bir bilgeyle karşılaştığı için kendini şanslı sayar. Rusça bilen Petrof da bu ikiliyle tanışınca mahalle halkı bu üçlüye “3 Kaçıklar” diyecektir. Mihail; Adrien ve Petrof’a, “Beni tanıyacağınıza üstümdekilere bakıp yoksulluğuma ağlıyorsunuz, beni anlayacağınızı düşünmüyorum.” diyecektir.

Istrati’nin Mihail (Arkadaş) karakteri kimine göre biyografik özellikler taşır. Adrien ve Mihail okura; sıradan bir yaşantının, insan olmanın ve dünyanın yükünün üzerimizde olduğunu hissetmenin zorluklarıyla baş edebilmenin yolunu gösteriyor. Çıkmaza girdiğimizde, bunaldığımızda, alıp başımızı gitmek istediğimizde arkamızdan kim gelecek?

Panait Istrati, Mihail, Türkiye İş Bankası Yayınları, Çev. Bertan Onaran, 4. Bs. 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder