11 Nisan 2018 Çarşamba

ÇOCUK EDEBİYATI KLASİKLERİNDEN: ÖLÜMSÜZ AİLE






Aslında biraz düşünürseniz, bir toprak parçasının sahibinin olması tuhaf bir şeydir. Kaç metre derine kadar sahip olabilirsiniz ki?
 



1932 ABD doğumlu Natalie Babbitt’in 1975 yılında yayımlanan “Tuck Everlasting”, Türkçe çevirisi “Ölümsüz Aile” adıyla 2002 yılında Türkiye İş Bankası tarafından basıldı. O günden bugüne 33 baskı yapan kitap ayrıca 100 temel eserden de biri.

Ölümsüz Aile, iki farklı ailenin hikayesi aslında. Kahramanımız Winnie Foster hayat hakkında bir maceraya çıkıyor, bu macerada felsefeyle ve özgürlükle yüzleşiyor. Varlıklı bir aile olan Fosterlar kocaman bir koruya sahipler. Winnie ise koruyu hiç gezmemiş bir kız çocuğudur. Winnie’nin annesi; onu dışarı çıktığında sürekli uyarır, tembihler. Winnie bir gün korunun içinden gelen müziği takip eder ve ormanın güzelliklerinin farkına varır. Epeyce bir yürüyüşten sonra su kaynağı görür, yanına gider ve suyu içmek için hareketlenir. Tam o esnada Tak ailesini; anne Mae, baba Angus, çocukları Jesse ve Miles’ı görür. Suyu içmemelerini söylerler Winnie’ye. Onları dinler Winnie, Angus Tak ise daha sonra bunun sebebini uzunca açıklayacaktır.

Ebeveynler çocuklarına ölümü anlatırken epeyi zorlanırlar. “Deden tatile gitti.” ya da
“Anneanneni kuşlar götürdü.” gibi masalsı öğelere başvururlar da çocuğa bir türlü işin aslını anlatamazlar. Halbuki Angus ailesi, ölümsüz bir ailedir çünkü bu pınardan su içmişlerdir Winnie'ye bunu açıklamak zorundadır.
Anne Mae şöyle anlatır kendilerini:

Uzun mu kısa mı olduğuna bakmadan hayatı sevmeli insan.
“…Sana verileni şikayet etmeden kabul etmelisin. Biz de herkes gibi yaşayıp gidiyoruz işte. Tuhaf –kendimizi hiç farklı hissetmiyoruz. En azından ben hissetmiyorum. Bazen bize olanları unutuyorum, her şeyi unutuyorum. Bazen tekrar hatırlıyorum ve bize ne olduğuna merak ediyorum. Biz Taklar sadece insanlarız aslında. Herhangi bir lütuf gösterilmeye layık değiliz- eğer bu bir lütufsa.

Peki fani bir çocuğa ölümsüzlük nasıl anlatılır?

Angus Tak, pınara bir tekneyle açılır ve küreklere asılarak Winnie’ye şunları söyler:

Hayat. Hareket eden, büyüyen, gelişen, bir dakika bile değişmeden duramayan hayat. Her sabah baktığın bu gölün suyu hep aynı görünür, ama değildir. Gece boyunca hareket eder, batıdaki şu dereden gider, daima sessiz, daima yeni, hiç durmadan hareket eder. Ama göl hep buradadır, su her zaman hareket eder ve önünde sonunda bir gün okyanusa ulaşır.

Ölümü över Angus çünkü ölümsüz olmak değersiz olmaktır. O yüzden bu su kaynağını kimse bilmemeli, buradaki suyu içmemelidir. Yoksa insanların sayıları artar, bu dünyada adım atacak yer kalmaz. Winnie bu söylenenlere şaşırır, anlam veremez. Doğayı sever, az önce bakıştığı kurbağa keşke hep yaşasa der. Bir  yandan da Angus Tak’ın söylediklerini düşünür. Ailesinden uzakta evini bulabilecek midir Winnie yoksa Takların şirin kulübesinde mi yaşacayacaktır? Nasıl yaşacaktır ki, Taklar ayrı ayrı akşam yemeği yerler. Winnie ne böyle bir şey görmüş ne de yaşamıştır. O ailesiyle birlikte yer yemeğini hep.

Winnie’yi bekleyen çok şey var. Daha hayatın güzelliklerini ve ölüm gerçeğini öğrenecek. Maceraya yeni başladı.

*Natalie Babbitt, Ölümsüz Aile, Türkiye İş Bankası, Çev. Bülent O. Doğan, 107 sayfa, 33.bs.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder